Elma Sirkesi

Kepeksiz Saçlar İçin Elma Sirkesi:

  • Saçınızı yıkadıktan sonra, son durulama suyuna elma sirkesi ekleyin. Saçlarınızın kepekten kurtulduğunu ve parlaklaştığını göreceksiniz.

Sivilce Tedavisi İçin Elma Sirkesi:

  • Su ile inceltilmiş elma sirkesiyle yüzünüzü temizleyin ve su ile yıkayın. Elma sirkesi cildi yumuşattığı gibi, antiseptik özelliği ile sivilceye neden olan mikropları öldürür.

Cilt Lekelerine Karşı Elma Sirkesi:

  • Yarım litre su içersine 3 çorba kaşığı elma sirkesi koyup, kaynayıncaya kadar ısıtın, ateşi kısın. Başınızın üzerine bir örtü örtüp, yüzünüzü buhara tutun. Yarı yarıya sulandırdığınız elma sirkesi ile yüzünüzü silin. Haftada iki kere tekrarlayabilirsiniz.

Varis Tedavisi İçin Elma Sirkesi:

  • Temiz bir bezi elma sirkesi içine batırıp sıkın. Elma sirkesine batırdığınız bezi varisli bölgeye sarın ve yarım saat bekleyin. Bu süre içinde bacaklarınızı yukarı kaldırarak dinlendirin. Sabah ve akşam tekrarlayın.

Zayıflamak İçin Elma Sirkesi Kullanımı:

  • Bir bardak su içine 2 tatlı kaşığı elma sirkesi ve 1 tatlı kaşığı bal katarak, günde 3 kere, mümkünse yemeklerden önce (fazla kilo problemi için de etkili olan elma sirkesi bu amaçla kullanılacaksa mutlaka yemeklerden önce alınmalıdır) kullanılır.
  • Öncelikle bedenimiz güçlenir ve bedensel uğraşlara ve strese karşı koyabilecek dayanıklılığı kazanır. Sirkenin içerdiği yüksek orandaki potasyum sayesinde, kalp kasları dâhil olmak üzere tüm kas yapısı da güçlenecektir. Kramplara karşı, kokteylinizi maden suyu ile hazırlayabilir ve her öğünde 1 bardak içebilirsiniz.
  • Sık aralıklarla grip, soğuk algınlığı veya üst solunum yolları iltihabına yakalanan kişiler, bağışıklık sistemleri sirke ve bal karışımı sayesinde güçleneceği için, bu tür sıkıntılardan büyük çapta kurtulmuş olacaklardır. Ama bu tedaviyi aşağıdaki plana göre uygulamakla kalıcı sonuçlara ulaşabilmek mümkün olacaktır.
  • Soğuk algınlığı ve grip zamanlarından önce, 4 haftalık bir sirke-bal kokteyli kürüne başlayın ve günde 3 bardak için.
  • Boğaz ağrısı ve ses kısıklığında, 1 ölçü elma sirkesi ile 3 ölçü ılık su karıştırılır ve saat başı derin gargaralar yapıldıktan sonra tükürülür. Bu gargaraların adaçayı ile dönüşümlü yapılması etkiyi daha da arttıracaktır.
  • Öksürüğe karşı, 4 yemek kaşığı dolusu akışkan balla 3 tatlı kaşığı elma sirkesini iyice karıştırın. Öksürük gıcığına karşı yarım tatlı kaşığı alın ve yavaşca yutun. Ayrıca, bolca kekik çayını balla tatlandırın ve yudumlayarak için.
  • Yüksek kolesterole karşı, günde pek çok kere elma sirkesi-bal kokteyli içilir. Salatalarda öncelikle elma sirkesi kullanılır.
  • Gaz şişkinliğine karşı, her öğünden 30 dakika önce 1 bardak elma sirkesi ve bal karışımı içerek, sağlıklı bir bağırsağa sahip olabilirsiniz. Bu karışıma rezene veya frenk kimyonu çayını da ekleyebilirsiniz.
  • Kabızlığa karşı, günde pek çok kere, 1 bardak suya 1 tatlı kaşığı elma sirkesi ekleyerek için.
  • Sivilce tedavisi için, her yemekten yarım saat önce, içine 1 tatlı kaşığı elma sirkesi eklenmiş 1 bardak su içebilirsiniz. Yüzünüze buğu banyosu uygulayın. 1 litre kaynar derecede sıcak suya 4 yemek kaşığı elma sirkesi ve 2 yemek kaşığı dolusu mayıs papatyası ekleyin, 1-2 kere karıştırın ve başınızı büyük bir havluyla örterek 5-10 dakika gözlerinizi yumarak bekleyin. Yüzünüzü suya çok yaklaştırmayın!

Elma Sirkesinin İyileştirici Özellikleri:

  1. Besinlerin verimli kullanımını, metabolizmanın sağlıklı işleyişini, vücudun asit alkali dengesini korumasını sağlar. Örneğin kalsiyumun daha verimli kullanımını sağlayıp, bir yandan kemiklerin yeniden gerekli kalsiyumu almasını desteklerken, bir yandan da eklemlerdeki kalsiyum birikimini kırar.
  2. Uzun süreli kullanımı eklem ve kemiklerdeki sertlik ve sıkıntılara son verir.
  3. Sodyumun etkisini yansızlaştırarak yüksek tansiyondan korur.
  4. Kolesterolü düşürür. İçerdiği doğal asitler ve enzimler kanın daha sağlıklı ve ince akmasını sağlar.
  5. Başta damarlar, karaciğer, böbrekler olmak üzere vücudu temizler ve yağlı, mukus kalıntıları parçalar.
  6. İçerdiği yoğun potasyum sayesinde hücre büyümesini destekler.
  7. Soğuk algınlıklarında, boğaz enfeksiyonunda, bronşitte içilebilir ya da buğusu yapılır.
  8. İdrar yolları enfeksiyonunda, sindirim bozukluklarında, kramplarda, yaban arısı sokmasında, saçta kepekte, uyku bozukluklarında, kulak çınlamasında da kullanılır

Alerji Çeşitleri ve Tedavisi

Gözleriniz sulanıyor ya da yanıyorsa, burnunuz akıyor ve hiç durmadan hapşırmaya başladıysanız tehlikedesiniz. Çünkü alerji olmuş olabilirsiniz. Tozlar saman nezlesi, astım ya da başka birçok alerjiyi de beraberinde getiriyor. Bu nedenle alerjiyle baş etmenin yollarını bilmeli ve yaşantınızı kolaylaştırmak için kendinize göre taktikler geliştirmelisiniz.

Alerji sebeplerinden biri de ev tozunun içerisinde bulunan mikroskobik böceklerdir. Bu mikroplar insan deri döküntüleriyle besleniyorlar. Bu böceklerin atıklarda insanlarda alerji nedeni olabiliyor. Bu mikroplar özellikle insanların soyunup giyindiği ortamlarda ve yataklarda çok daha yoğun bulunabiliyor.

Alerjiye neden olan böcekler daha çok yataklarda bulunur. Bu nedenle yatağınızı plastik bir örtü ile kaplayın, çarşafı üstüne koyun. Çarşafları ve battaniyelerinizi mutlaka her hafta sıcak su ile yıkayın.
Yastıklarınızı sıcak su ile yıkanabilir elyaftan seçin, onları da her hafta yıkayın. Yastıklarınız yıkanabilecek türden değilse, yastığınızı plastik bir örtü ile kaplayın, yastık kılıfını bunun üzerine geçirin.

Halı kullanmak yerine, sıcak suyla yıkanabilir kilim benzeri şeyleri tercih edin. Bunları da her hafta yıkayın. Zemini tümüyle halı kaplamanız gerekiyorsa, doğrudan beton üzerine kaplamayın. Arada kalan pürüzlü zemin mikrop üremesi için çok uygundur. Halı kullanmak zorundaysanız, halılarınıza 15 günde bir, yüzde 3 oranında tannik asit içeren eriyikler püskürtün ve elektrikli süpürge ile iyice temizleyin.

Koltuk ve kanepelerinizin üzerine, yıkanabilir kumaştan örtüler serin.
Halı ve tüm eşyanızı her hafta elektrikli süpürge ile iyice temizleyin. Mikrop mücadelesi için özel olarak yapılmış yüksek filtre yetenekli süpürgeler tercih edebilirsiniz, ancak normal elektrikli süpürgeler de oldukça yararlı sonuçlar vermektedir. Eğer bulabiliyorsanız, mikrop mücadelesi için özel olarak yapılmış sprey ya da köpük türü ürünleri belirli aralıklarla kullanın. Nemli ve sıcak ortamlar, mikrop üremesi için uygundur.

Eviniz rutubetli ise sık olarak havalandırın. Eğer evinizde klima cihazı varsa, nemli havalarda bunu, nem giderici konumda sık olarak çalıştırın. Hava filtresi cihazları genel olarak yararlar sağlasa da ev tozu alerji sinde çok önemli bir katkıları belirlenememiştir.

Saman Nezlesi

Saman nezlesi sürekli hapşırma, burun akıntısı ve tıkanıklığı, kuru öksürük, boğaz, burun ve kulakta şiddetli kaşıntı ya da gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtilerle başlar. Önlem alınmazsa ileri vakalarda yorgunluk, iştahsızlık, sinirlilik, baş ağrısı, sinüzit, orta kulak iltihabı, bronşit veya astım gibi hastalıklara dönüşebilir.

Saman Nezlesi Tedavisi

Saman nezlesi olan kişilerin taze sebze ve meyve bakımından zengin, karbonhidrat ve proteini yüksek ama süt ürünlerinin bulunmadığı bir diyet uygulamalarında yarar var. Ayrıca vitamin ve mineral desteği de alınması gerekiyor. Çuha çiçeği ve çörekotu alerji tedavisinde yararlı olabilir.

Meme Kanseri ve Mamografi

Mamografi, düşük dozda x ışını kullanılarak yapılan meme görüntüleme yöntemidir. Tıp bu kadar gelişmeden önce memelerin incelenmesinde normal röntgen cihazları kullanılıyordu. X ışınının meme görüntülemede kullanılan cihazların hem kendisi hem de görüntünün elde edildiği filmler diğer röntgen cihazlarından farklıdır. Mamografi, diğer muayene yöntemleriyle tespit edilemeyecek kadar küçük kitleleri bile saptayabildiğinden dünyada da en yaygın kullanılan inceleme yöntemidir.

Mamografi Neden ve Nasıl Yapılır?

1-)Tanısal Amaçlı: Göğüslerinde elle hissedilen, kitle ve ağrı şikayetleri bulunan kişilerde hastalığın teşhisini koymak ve tedaviyi planlamak amacıyla mamografi çekilir.

2-)Tarama Amaçlı: Hiç bir şikayeti olmaksızın belli bir yaşın üstündeki kadınlarda belli aralıklarla, olası bir göğüs kanserini daha en başından saptayarak tedaviden fayda görme şansını artırmak amacıyla mamografi çekilir.

Göğüs (Meme) kanserinde erken teşhis konulması, tedavi seçeneklerinin sayısını ve hastanın sağlığına kavuşma olasılığını önemli ölçüde arttırır. Memelerde birçok kanser tipi gelişebilir ve bunlardan bazıları erken teşhisle tamamen tedavi edilebilir. Bu nedenle önerilen ve birbirini tamamlayan üç teşhis yöntemi vardır.
Göğüs (Meme) Kanserinde Tarama Nasıl Yapılır?

1-) Kişisel Meme Kontrolleri (Kendi kendine kontrol)
2-) Klinik Meme Kontrolleri (Doktor tarafından yapılan)
3-) Mamografi

Meme kanserinin teşhisinde mamografi taraması kullanılmaya başlandığından beri bu hastalık nedeniyle olan ölümlerde önemli ölçüde azalma görülmüştür.

Mamografi Nasıl Çekilir : Rutin incelemelerde, her meme için değişik açılardan ikişer tane film çekilir. Çekim yapılacak olan meme, teknisyen tarafından mamografi cihazının üzerinde bulunan iki tabaka arasına uygun şekilde yerleştirilir. Teknisyenin pedal ile üstteki tabakayı aşağıya indirmesiyle arada kalan meme sıkıştırılır ve çekim yapılır. Çekim sırasında filmlerin bulanık çıkmaması için kesinlikle hareket etmemek hatta kısa süreli olarak nefesi tutmak gerekir.

Depresyon Nedir?

Depresyon insanın üzüntülü, kederli ve hüzünlü ruh halini tanımlamak için kullanılan bir sözcük. Üzüntü, keder ve hüzün birtakım olaylara verilen, kendimizi korumak amaçlı gösterdiğimiz kısa süreli ve normal duygulardır aslında. Depresyon ise insanın duygu, düşünce ve davranışlarında çöküntü yaratan, yaşam kalitesini bozan, ilişkilerini etkileyen ciddi bir hastalıktır ve tedavi edilmesi zorunludur.
Depresyonun Belirtileri Nelerdir?

1-)Ruhsal Belirtiler: Sürekli kederli bir ruh hali, genel bir isteksizlik, hiçbir şeyden zevk alamama gibi belirtiler.

2-)Bedensel Belirtiler: Yorgunluk ve hareketlerde yavaşlama, iştahta azalma veya tam tersine artma, çok erken saatlerde uykudan uyanıp tekrar uykuya dalamama, konsantrasyon güçlüğü, sinirlilik, sıkıntı gibi belirtiler. Bu hastalık belirtilerinin en az beşinin bir arada ve en az iki hafta süreyle her gün olması kişide depresyon tanısının bulunduğunu belirtir.
Depresyonun Nasıl Tedavi Edilir?

Depresyon genellikle ayaktan tedavi edilebilen bir hastalık olmakla birlikte, intihar girişimi veya riski varsa, ayakta tedavi ile sonuç alınamıyorsa mutlaka hastaneye yatırılarak tedavi edilmelidir. Depresyon çeşitli yollarla tedavi edilir.

İlaç Tedavisi : Antidepresan ilaçlar kullanılarak beyindeki azalmış veya işlevi bozulmuş kimyasallar üzerinden etki yaparlar. Genellikle hastanın veya ailesinden birinin önceden kullanıp fayda gördüğü antidepresan varsa tercih edilir.

Psikoterapi : Genellikle destekleyici yani kişinin güçlü yönlerini açığa çıkarmayı ve güvenini kazandırmayı amaçlayan destekleyici psikoterapi uygulanır.

Elektrokonvülsif Tedavi (EKT) : Tedaviye dirençli, intihar riski yüksek, düşünce ve davranışları çok yavaşlamış retarde hastalara uygulanır Elektrotlar ile beyinden elektrik akımı geçirilerek epilepsi (sara) nöbeti oluşturulur. Bunların dışında çeşitli doğal mineraller, vitaminler, esansiyel yağ asitleri, ışık tedavisi, trans manyetik uyarı yöntemleri de rutinde olmayan alternatif tedaviler olarak denenmektedir.

Cilt Lekelerini Gidermek İçin Maskeler

Cildi Beyazlatmak İçin Doğal Krem

Bir adet misket limonunu sıkarak suyunu çıkarın ve içine iki çorba kaşığı bal ile 60 gram sade yoğurt ekleyip iyice karıştırın. Hazırladığınız karışımı lekeli bölgelere nazik bir şekilde masaj yaparak yedirin. Yarım saat bekledikten sonra teninizi bol ılık su ile durulayın. Bu karışımı haftada bir kez uygulamak yaşlanmış ciltte oluşan lekelenmeleri veya güneşin zararlı ışınlarından dolayı göğüs bölgesinde oluşan lekeleri gidermek için kullanabilirsiniz.

1 misket limonunun suyunu, 2 çorba kaşığı balı ve 60gr. sade yoğurdukarıştırın. Her bir noktaya hassas şekilde masaj yaparak uygulayın. Ancak masajı hafifçe ve tahriiş etmeden yapmaya dikkat edin. Bu karışımı haftada ya da 2 haftada bir kez uygulayabilirsiniz.

Cildi Beyazlatmak ve Lekeleri Gidermek İçin Pirinç Suyu

Bir çay bardağı pirinci iki çay bardağı suyun içinde en az 3-4 saat bekletin ve suyunu süzün. Bu su ile cildinizi güzelce silin. Günde bir defa bu pirinç suyu ile cildinizi silerseniz on gün içinde cildinizin berraklaştığını, renginin açıldığını göreceksiniz.

Mantar Hastalığı

Mevsimsel hastalıklardan olan mantar, havaların ısınması, deniz-havuz sezonunun açılmasıyla yine gündemde. Özellikle nemli ortamları seven mantar yerleştiği vücutta rahatsızlık yaratıyor. İşte mantar hakkında merak edilen sorular ve yanıtları:

Vücudumuzda nerelere yerleşiyor?

Mantarlar en çok vücudumuzdaki kıvrım yerlerine yerleşmeyi seviyorlar. Yani en sık ayak parmak arası, koltukaltı, kasık gibi yerlere yerleşiyorlar. Ancak bunun dışında sırt, göğüs, ayak tırnakları da mantarın sevdiği ve yaşadığı bölgeler arasında.
Belirtileri nelerdir?

Kızarıklık, soyulma, beyaz kabuklanmalar, şiddetli kaşıntı, kötü koku mantar hastalıklarının en sık rastlanan belirtileridir. Mantar hastalığında tırnakta boşalma, kalınlaşma, renk ve şekil değişiklikleri görülür.
Mantar hastalıklarına yakalanmamızı kolaylaştıran faktörler nelerdir?

Sağlıklı insan derisinin ph’ı (nem dengesi) 5.5 civarındadır. Bu ph derimizi mantara karşı korur. Deri ph’ındaki değişiklik mantar enfeksiyonlarının yerleşmesine yardımcı olur. Dolayısıyla ph dengemizi korumak, mantardan uzak durmak için nemli ve ıslak ortamlardan kaçınmalıyız. Nemin olduğu yerlerde fırsatçı mantarlar çok kolay çoğalabilir. Vücudumuzun nemli, terli kalabilen kıvrım yerlerinde derimizin normal florasında bulunan mantarlar çoğalıp hastalık yapacak hale gelir. Islak terlikler, kum, havuz kenarları nem oranı yüksek yerlerdir.
Nasıl tedavi ediliyor?

Mantar hastalıklarında genellikle lokal krem tarzı tedaviler uygulanıyor. Yaygın deri enfeksiyonlarında ve tırnak tutulumlarında ise ağız yolu ile kullanılan ilaçlar etkili oluyor. Tedavideki en önemli nokta ise doktorun belirttiği tedavi süresine uymaktır. Hastalar ilaçları birkaç gün kullanıp şikayetleri hafifleyince kesmemeli.

MANTAR enfeksiyonlarının belirtileri, neden olan mantarın türüne ve yerleştiği bölgeye göre değişir.

* Genellikle bulundukları bölgede kızarıklığa yol açarlar.

* Görünüm ile tanı konulabilir.

* Mantar enfeksiyonunun oluşmasını etkileyen risk faktörleri tanı koymayı kolaylaştırır.

* Tanı enfeksiyon bölgesinden alınan örneğin mikroskop altında incelenmesi ile de konulabilir.

* Mantar oluşmasını kolaylaştıran diyabet gibi etkenler varsa, öncelikle bu etkenlerin tedavi edilmesi ya da ortadan kaldırılması gerekir.

* Tedavi uzun sürebileceği için belirtiler tamamen ortadan kalkıncaya kadar ilaçların kullanılması gerektiği unutulmamalıdır

Tırnak mantarı genellikle tedavi edilmeyen ayak ya da el mantarı sonrasında gelişir. Genellikle ergen ve erişkinlerde görülür. Sık manikür yaptırmak enfeksiyonlarına yatkınlık oluşturur. 4 ana formu vardır:
PARMAK ve tırmak altı mantarı:

En sık görülen mantar tipidir. Başlangıcında tırnak kalınlaşır ve parlaklaşır. Daha sonra enfeksiyon tüm tırnağa yayılabilir ve tırnağın rengi değişir, kalınlaşır ve yukarı doğru yükselir.
CANDIDA’ya bağlı tırnak mantarı:

Tırnak ciltten ayrılır, kızarıklık ve şişlik görülür.
BEYAZ, yüzeyel tırnak mantarı:

Tırnak yüzeyinde beyaz renkli, parlak bir tabaka belirirken, altta yatan yapılar sağlam kalır.
TIRNAK dibinden ucuna doğru ilerleyen tırnak mantarı:

En az görülen formdur. Bu hastalık daha çok bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde, en sık da AIDS hastalarında görülür. Bu duruma rastlandığında hekim HIV/AIDS testi isteyebilir.
Tırnakta gözlenen tüm kalınlaşma ya da renk değişiklikleri mantar enfeksiyonu değildir. Sedef hastalığı (psöriasis), egzama ve bazı kalıtsal hastalıklar benzer tırnak hasarına neden olabilir. Kesin tanı tırnaktan alınan kazıntı örneğinin mikroskopla incelenmesi ile konulur.

Güzellik İksirleri

Defne yaprağı.

Kadınların en büyük sorunu olan fazla kilolar, aktarlarda papatya, mersin yaprağı, sinameki, defne yaprağı, biberiye ve funda yaprağından elde edilen “zayıflama macunları” ile birkaç ay içinde giderilebiliyor. Yağ çözücü etkisi olan bu macun günde 3 kere alınması durumunda vücudun protein dengesini koruyarak, aşırı kiloların verilmesini sağlıyor.

Selülite karşı bitkisel yağlar

Her 10 kadın dan 9′unun sorunu olan selülitleri bitkilerle yok etmeniz mümkün. Aktarlarda satılan; zambak, yasemin, nane, anason, lavanta, limon, jojoba, rezene, biberiye, keten, ardıç, buğday, susam ve portakal yağlarının birleştirilmesinden oluşan “selülit yağı” mucizeler yaratıyor. Fiyatı uygun olan bu yağların 6 ay düzenli olarak kullanılması gerekiyor. Bu yağlar, 6 ay içinde selülite kesin bir çözüm getiriyor.

Ciltte kötü bir görüntüye nsebep olan siyah noktalar için ise kayısı yağı öneriliyor.

Denizde bronzlaşmak yerine tatile bronz görünüm ile gitmek isteyen kadın lara ise ceviz yağı, kakao, havuç, fındık ve badem yağı gibi ürünlerden yapılan karışım satılıyor.

Cilt bozukluklarına karşı masaj

Cilt bozuklukları için denizden çıkarılan doğal süngerlerle vücuda masaj yapılmasını ve bu yolla gözeneklerin açılmasını öneren aktarlar, makyaj temizliğinde de gül yağı, lavanta, kekik, defne gibi yağların kullanılmasının cilt sorunlarını engellediğini bildirdiler.

Vajinal Akıntı İçin Soğan Kürü

Vajinal akıntı problemi bir çok bayanın şikayet ettiği problemlerin başında gelmektedir. Vajinal akıntıların giderilmesi için kullanabileceğiniz bir çok ilaç bulunmasına rağmen İbrahim Saraçoğlu hocamızın önerdiği soğan suyu kürü bu tedavi için alternatif olacaktır. Gelelim kürümüzün hazırlanıp, uygulanmasına.

Bir adet orta boylarda beyaz soğanı alıyoruz. Onu dörde bölerek, daha önce 2 bardak kaynatılmış su içerisine katarak 5 dakika kaynatıyoruz. Elde edilen suyu içerisine herhangi bir madde koymadan öğlen ve akşamları yemekden önce 1 bardak içiyoruz. Bunu 15 gün süre ile uyguluyorsunuz.

Soğan suyu kürünü regl dönmelerinde kullanmanız sorun yaratmayacaktır. Ama siz genede regl döneminin bitiminden 7 gün sonra başlayın. Birde bu vajinal akıntı için soğan suyu kürünü 15 günden fazla kullanmayın. Kürümüzü erken menopoz, yumurtalık kisti olanlarda sağlıklı bir ekilde kullanabilir. Özellikle yumurtalık kistlerinde oldukça faydalıdır.

Sivilce İzleri

Sivilce izleri sivilcenin tipi ve şiddetiyle alakalıdır. Çok derin yani kistik, şiş, büyük sivilce çıkaranlarda genelde iz kalır. Yada sivilcesiyle oynayan kişilerde iz kalabilir. Çok uzun süren sivilce hastalığında gene sürekli o bölgede sivilce çıkmasından dolayı doku tahribatı nedeniyle iz kalabilmektedir. Sivilce izlerinin tedavisinde ağız yoluyla veya krem şeklinde sürerek kullanılan ilaçlar sivilce izlerini giderirken bir taraftanda sivilce oluşmasını engeller.

Fakat tüm bu yapılan ilaç tedavilerine rağmen sivilce izleri kaybolmadıysa farklı tedavi şekillerinden yararlanılmaktadır. Sivilce izleri sivilcenin tipine göre değişiklik gösterir. Eğer sivilce izi yüzeyselse, yani cilt üzerinde fazla belli değil denecek kadarsa, kimyasal ve bitkisel peeling uygulamalarıyla giderilebilir.

Eğer sivilce izleri sanatçımız izelinki gibi derin ve çukur şeklindeyse bu sefer lazer ve deri soyma yöntemleri uygulanmaktadır. Çukurlaşmış olan sivilce izleri nde lazerle tedavi şekli iki kısımdan oluşmaktadır. Bunlardan en çok bilineni cildin lazerle soyulması işlemidir. Bu işlemde hasta 3 hafta kadar sosyal yaşamından uzaklaşmak durumundadır. Kış dönemlerinde yapılması gerektiği için çalışmayanlarda pek fazla sorun olacağını zannetmiyoruz.

Bir diğer sivilce izleri için lazer tedaviside sadece çukurlaşmış bölgelere lazer ışığı atışı yapılarak kolajen dokunun zenginleşmesinin sağlanmasıdır. Bu şekilde çukurlaşan bölgeler kendisini onararak ortadan kalkmaktadır.

Fakat unutmamakta fayda var sivilce izlerinde hangi yöntemi uygularsanız uygulayın kesin yüzde yüz bir sonuç alınması mümkün değildir. Fakat lazer yapılan sivilce izleri tedavisinde çok olumlu sonuçlar alındığıda kesin.

Basur İçin Dereotu Kürü

Yüzyıllardır insanlara azap çektiren hemoroid namı diğer basur. Basur konusunda fazla yarıntıya girmeyeceğim. Zaten bunu yaşayanlar ne kadar berbat birşey olduğunu bilirler. Basur hastalığı olanlar için Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu hocamızın bir önerisi var.

Mesela sabahları, öğlen ve akşamları olmak üzere günde üçdefa yemeklerden 15 dk önce aç karnınıza 1 çorba kaşığı dereotunu çiğnemeniz ve sonrasında biraz su yardımıyla yutmanız. Bunu bir ay süreyle uyguluyorsunuz. Basur sorununa birebir diyebilirim. Deneyebilirsiniz sonuçta dereotu ne zararı olabilirki. Hele birde öneren Prof.Dr.İbrahim Saraçoğlu olunca endişe etmenize gerek yok sanırım. Bu arada Saraçoğlu hocamızın sitesinden de burada anlattığımız kürleri online olarak buradan satın alabilirsiniz.

Sonraki Sayfa »